KORONAVİRÜSE KARŞI BAĞIŞIKLIĞIMIZI NASIL GÜÇLENDİREBİLİRİZ?

KOLAJENLE BAŞLAYALIM…Kolajen; tendon, ligament ve kemik yapısındaki başlıca proteindir ve tüm proteinlerin yaklaşık %30’unu oluşturur, İnsanlarda kolajeni kodlayan 40’dan fazla gen tanımlanmıştır ve 28’den fazla kolajen alt tipi vardır.

Yani her kolajen her durumda iyi gelmez.

Özellikle ileri yaşta görülen kemik erimesi (osteoporoz) ve eklem ağrılarında kullanılması gereken kolajen tipi Tip 2 kolajendir. Sadece tip 2 kollajen kullanmak bağışıklık ve hastalıklara karşı korunmada ileri yaşlarda yeterli olmayacaktır. Bu durumda kollajenin yanında ihtiyacımız olan en önemli vitaminler ve eser elementler şunlardır. D vitamini, C vitamini, Kalsiyum, Çinko. Sağlıklı bir beden için bu kombinasyondaki ürünleri tercih edin.

KEMİKLERİMİZ GİBİ GÜÇLÜ KIRILMAZ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN: D-VİTAMİNİ

Yağda eriyen bir vitamin olan Vitamin D, nispeten az sayıda gıdada bulunmaktadır. Metabolizmada önemli etkileri olan Vitamin D’yi, sağlıklı diyetlerde yer alan balık yağı, somon gibi yağlı balıklar ve yumurta gibi yiyeceklerle almamız mümkündür. Diğer yandan cildimizin güneş ışınlarına maruz kalmasıyla birlikte öncül D vitamin olan 7-dehidrokolesterol aktif vitamin D’ye yani Vitamin D3’e dönüşür ve bu şekilde de Vitamin D ihtiyacımızın karşılanması mümkündür. Vitamin D klasik olarak kemiklerimizi güçlendiren vitamin olarak bilinmektedir. Klasik etkisinin yanında bu vitamin bağışıklık sistemimiz başta olmak üzere hormonal salgılarımızın düzenlenmesinde ve hücre yenilenmesi süreçlerinde düzenleyici olarak görev yapar. Özellikle bağışıklık sistemimizdeki etkileri oldukça önemlidir.

Vitamin D vücudumuza giren virüs ya da bakteri gibi mikroplara karşı ilk savunmayı güçlendirir. Mikropların vücudumuza ilk giriş yerleri genellikle gözlerimizin konjuktivası, burun, ağız, boğaz gibi mukozal bölgelerimizdir. Bu bölgelerde doğal bağışıklık sistemimizin ana hücreleri makrofajlarımız bulunur. Vitamin D, makrofajlarımızın ve doğal bağışıklık sisteminin diğer hücrelerini güçlendirir. Vitamin D bağışıklık sisteminin diğer bir kolunda ise vücudumuzun kendi hücrelerini yabancı olarak algılamayı önleyen işlevlere katkıda bulunur. Böylece bir yandan mikroplara karşı savaşmamızı desteklerken diğer yandan bugün yaygın olarak görülen otoimmun hastalıklara karşı da koruyuculuk sağlar. Bu harika vitamin sadece kemiklerimizi güçlendirmekle kalmaz aynı zamanda bağışıklık sistemimizi de güçlendirir.  Böylece tıpkı güçlü kırılmaz kemiklerimiz gibi güçlü kırılmaz bağışıklık sistemimiz olur. Güçlü bağışıklık güçlü kemikler için Vitamin D seviyelerinizi korumanız gerekir. 

VİRÜSLERLE SAVAŞTA EN ÖNEMLİ KALKAN: C-VİTAMİNİ

Suda eriyen vitaminler grubunda olan bu vitamin askorbik asit olarak da bilinir. Güçlü bir antioksidandır. Vitamin C; gen sağlığımızın korunması, enerji metabolizması, hormonlarımızın düzenlenmesi, bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesi gibi yaşamsal olaylarda önemli roller oynar. Dışarıdan almak zorunda olduğumuz, vücudumuzda üretimi olmayan C vitamininin doğal kaynakları narenciye, kivi, mango, çilek, papaya, domates, yeşil yapraklı sebzeler ve brokoli olarak sayılabilir. Vitamin C vücutta başlıca kollajen sentezinde ve yara iyileşmesinde rol oynar. Eksikliğinde mukozalardaki epitel hücreleri yenilenemez ve mukoza sağlamlığı ve dayanıklılığı kaybolur. Bu vitamin alamadığımızda; kollajen sentezi gerçekleşemez, yara iyileşmesi gecikir, kemik gelişimi durur. Çeşitli hormonların üretimi, protein ve kolesterol metabolizması, demir emilimi gibi yaşamsal olaylar hep Vitamin C varlığıyla sürdürülür. Yapılan araştırmalar vücutta yüksek düzeylerde Vitamin C olmasının mikroplarla savaşmamızı kolaylaştırdığını ve bağışıklık sistemimizi düzenlediğini göstermektedir. Unutmayın; Vitamin C güçlü bir antioksidandır ve virüs, bakteri gibi mikroplarla savaşta en önemli kalkanlarımızdan biridir.

VİRÜSLERE KARŞI EN GÜÇLÜ SİLAHLARDAN BİRİ: ÇİNKO

Çinko, bağışıklık fonksiyonu, büyüme ve gelişme için esansiyel olan önemli bir eser elementtir. Yapılan çalışmalarda çinko desteği alanlarda virüslere karşı savunmanın güçlendiği, bağışıklık sistemi cevabının arttığı ve virüslerin çoğalmasının engellendiği gösterilmiştir. Düzensiz beslenme, yaşlanma, alkol tüketimi gibi nedenler çinko eksikliğine neden olmaktadır. Virüsler vücudumuza girdikten sonra hücrelerimizin yüzeylerine tutunurlar, bu tutunmayı başardıktan sonra hücrelerimizin içine girerek kendilerinin çoğaltabilmek için bizim hücremizin DNA’sını kullanmaya başlarlar. Bu süreçte çeşitli enzimler (viral proteazlar, polimerazlar gibi) aktifleşmelidir, aksi takdirde virüsler çoğalamazlar. İşte çinko hem virüsün hücreye tutunmasını engeller hem de virüs hücre içine girse bile çoğalmaları için gerekli enzimlerin aktifleşmesini engellediğinden virüslerin hastalık yapıcı etkilerini önler, yani antiviral özellik gösterir. Yapılan çalışmalarda koronavirüs, influenza, hepatit C virüsü, Human Papilloma Virüs (HPV) gibi insanlarda sık görülen viral enfeksiyonlara karşı savunmada çinkonun koruyucu ve antiviral etkisi gösterilmiştir. Virüslere karşı en güçlü silahlarımızdan biri çinkodur.  Günlük çinko ihtiyacımız erişkinde 8-11 mg kadardır. Günlük çinko desteğinizi almayı ihmal etmeyin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir